Atriyal fibrilasyon günlerdir veya aylardır devam ediyorsa ablasyon için geç mi kalınmıştır? Hayır. Uygun hastalarda ablasyonla normal ritmi yeniden sağlamak ve daha uzun süre korumak mümkün olabilir.
Ancak persistan atriyal fibrilasyonda tedavi, kısa süreli ataklarla seyreden atriyal fibrilasyona göre daha ayrıntılı planlanmalıdır.
Persistan atriyal fibrilasyon nedir?
Atriyal fibrilasyonun yedi günden uzun sürmesine veya normal ritme dönebilmek için ilaç ya da elektriksel kardiyoversiyon gerekmesine persistan atriyal fibrilasyon denir.
“Persistan” kelimesi ritim bozukluğunun mutlaka ömür boyu devam edeceği anlamına gelmez. Bu durum, tedaviyle yeniden normal ritme döndürülebilir.
En sık görülen belirtiler şunlardır:
- Çarpıntı
- Nefes darlığı
- Çabuk yorulma
- Halsizlik
- Efor kapasitesinde azalma
- Baş dönmesi
- Göğüste rahatsızlık hissi
Bazı hastalar ritim bozukluğuna zamanla alıştığı için çarpıntı hissetmeyebilir. Ancak çarpıntının hissedilmemesi, kalbin etkilenmediği anlamına gelmez.
Persistan atriyal fibrilasyon neden önemlidir?
Atriyal fibrilasyon uzun süre devam ettiğinde kalbin sol kulakçığında büyüme ve elektriksel değişiklikler gelişebilir.
Bazı hastalarda kalbin pompalama gücü azalabilir. Ayrıca pıhtı ve inme riski ortaya çıkabilir.
Bu nedenle tedavide üç temel amaç vardır:
- Şikâyetleri azaltmak
- Kalp hızını veya ritmini kontrol etmek
- Pıhtı ve inme riskini azaltmak
Ablasyon kimlere uygulanabilir?
Persistan atriyal fibrilasyon ablasyonu özellikle şu hastalarda değerlendirilebilir:
- Çarpıntı, nefes darlığı veya yorgunluk yaşayanlarda
- İlaç tedavisine rağmen ritim bozukluğu devam edenlerde
- Ritim ilaçlarını yan etkileri nedeniyle kullanamayanlarda
- Kardiyoversiyondan sonra atriyal fibrilasyonu tekrar başlayanlarda
- Ritim bozukluğu nedeniyle kalbin pompalama gücü azalanlarda
- Normal ritmin korunmasıyla yaşam kalitesinin artması beklenenlerde
Her persistan atriyal fibrilasyon hastasının ablasyon olması gerekmez. Hastalığın süresi, sol kulakçığın büyüklüğü, kalp kapakları, kalbin kasılma gücü ve diğer hastalıklar birlikte değerlendirilir.
Persistan atriyal fibrilasyon ablasyonu nasıl yapılır?
İşlem, kasık toplardamarından kalbe ilerletilen ince kateterlerle yapılır.
Kateterler kalbin sol kulakçığına ulaştırılır. Üç boyutlu haritalama sistemi kullanılarak kalbin elektriksel yapısı değerlendirilir.
Ablasyonun temel hedefi, akciğerlerden kalbe kan getiren damarların çevresini elektriksel olarak ayırmaktır. Buna pulmoner ven izolasyonu denir.
Bu damarların çevresinden çıkan anormal elektriksel uyarıların kalbe yayılması engellenir.
İşlemde farklı enerji yöntemleri kullanılabilir:
- Radyofrekans ablasyonu: Kontrollü ısı enerjisi kullanılır.
- Kriyoablasyon: Dondurma yöntemi kullanılır.
- Pulsed field ablasyon: Kısa süreli elektrik alanları kullanılır.
Hangi yöntemin uygun olduğuna hastanın kalp yapısına ve daha önce geçirdiği işlemlere göre karar verilir.
Persistan atriyal fibrilasyon ablasyonu neden daha zordur?
Atriyal fibrilasyon kısa ataklar hâlindeyken sorun çoğunlukla akciğer toplardamarlarının çevresindeki elektriksel uyarılardan kaynaklanır.
Ritim bozukluğu uzun süre devam ettiğinde kalbin kulakçıklarında da değişiklikler oluşabilir. Sol kulakçık büyüyebilir ve kalp dokusunda nedbe alanları gelişebilir.
Bu nedenle persistan atriyal fibrilasyonda yalnızca kullanılan cihaz değil, hastalığın ne kadar süredir devam ettiği ve kalbin yapısı da başarıyı etkiler.
Her hastada daha geniş alanlara ablasyon yapılması başarıyı artırmaz. Bu nedenle işlem hastaya özel planlanmalıdır.
Ablasyonun başarı oranı nedir?
Persistan atriyal fibrilasyonda tek bir kesin başarı oranı vermek doğru değildir.
Genel olarak tek işlem sonrasında hastaların yaklaşık yarısı ile üçte ikisinde bir yıllık dönemde normal ritim korunabilir. Bazı hastalarda ikinci bir ablasyon gerekebilir.
Başarı yalnızca “bir daha hiç ritim bozukluğu olmaması” anlamına gelmez. Ablasyon sonrasında:
- Atakların daha seyrek görülmesi,
- Atakların daha kısa sürmesi,
- Çarpıntı ve nefes darlığının azalması,
- Efor kapasitesinin artması,
- Hastaneye başvuruların azalması
da önemli tedavi kazanımlarıdır.
Başarıyı hangi faktörler etkiler?
Ablasyonun uzun dönem sonucunu etkileyen başlıca faktörler şunlardır:
- Atriyal fibrilasyonun süresi
- Sol kulakçığın büyüklüğü
- Kalpteki nedbe dokusunun miktarı
- Kalp yetersizliği veya kapak hastalığı
- Fazla kilo
- Kontrolsüz tansiyon
- Uyku apnesi
- Diyabet
- Aşırı alkol tüketimi
- Sigara kullanımı
- Hareketsiz yaşam
Ablasyonun başarısı yalnızca işlem sırasında yapılanlara bağlı değildir. Kilo kontrolü, tansiyon tedavisi, düzenli hareket, uyku apnesinin tedavisi ve alkolün azaltılması da önemlidir.
Ablasyondan sonra ritim tekrarlar mı?
İşlemden sonraki ilk haftalarda çarpıntı veya kısa süreli atriyal fibrilasyon atakları görülebilir.
Kalp dokusunun iyileştiği bu dönemde yaşanan her atak, ablasyonun başarısız olduğu anlamına gelmez.
Ritim bozukluğu devam ederse:
- İlaç tedavisi,
- Elektriksel kardiyoversiyon,
- Tekrar ablasyon
seçenekleri değerlendirilebilir.
Ablasyondan sonra kan sulandırıcı bırakılır mı?
Ablasyonun başarılı olması, kan sulandırıcı ilacın otomatik olarak bırakılacağı anlamına gelmez.
İlacın devamına hastanın yaşı, hipertansiyon, diyabet, kalp yetersizliği, damar hastalığı ve geçirilmiş inme gibi kişisel risklerine göre karar verilir.
Kan sulandırıcı ilaçlar doktor önerisi olmadan kesilmemelidir.
Ablasyonun riskleri nelerdir?
Kateter ablasyonu girişimsel bir işlemdir. Ciddi sorunlar seyrek görülse de işlem tamamen risksiz değildir.
Olası riskler şunlardır:
- Kasık bölgesinde kanama veya morarma
- Damar hasarı
- Kalp zarında sıvı birikmesi
- Pıhtı veya inme
- Çevre dokuların etkilenmesi
Kişisel risk; yaşa, kalbin yapısına, kullanılan ilaçlara ve diğer hastalıklara göre değişir.
Pulsed field ablasyon kullanılabilir mi?
Pulsed field ablasyon, kısa süreli elektrik alanları kullanan yeni nesil bir yöntemdir. Özellikle akciğer toplardamarlarının çevresinin hızlı şekilde izole edilmesini sağlayabilir.
Ancak başarıyı yalnızca kullanılan enerji yöntemi belirlemez. Hastalığın süresi, sol kulakçığın yapısı ve işlemin doğru planlanması da önemlidir.
Ablasyon için geç kalınabilir mi?
Atriyal fibrilasyon uzun süre devam ettikçe kalbin kulakçıklarında değişiklikler ilerleyebilir. Bu durum ablasyonun başarı ihtimalini azaltabilir.
Bu nedenle normal ritmin korunması düşünülüyorsa hastanın uzun yıllar bekletilmeden değerlendirilmesi önemlidir. Ancak yeni tanı alan her hastanın hemen ablasyon olması gerekmez.
Sık sorulan sorular
Ablasyonla atriyal fibrilasyon tamamen geçer mi?
Bazı hastalarda uzun süre normal ritim sağlanabilir. Ancak ömür boyu kesin başarı garantisi verilemez.
İkinci ablasyon neden gerekebilir?
İlk işlemde tedavi edilen bazı bölgelerde elektriksel iletim yeniden başlayabilir. İkinci işlemde bu alanlar bulunarak tekrar tedavi edilebilir.
Ablasyondan sonra ritim ilacı kullanılır mı?
Bazı hastalarda iyileşme döneminde geçici olarak ritim ilacı kullanılabilir. İlacın ne kadar devam edeceğine takip sonuçlarına göre karar verilir.
Her hastaya aynı ablasyon yöntemi mi uygulanır?
Hayır. Kullanılacak enerji yöntemi ve işlemin kapsamı hastanın kalp yapısına göre belirlenir.
İstanbul’da persistan atriyal fibrilasyon ablasyonu
İstanbul’da persistan atriyal fibrilasyon ablasyonu için başvuran hastalarda yalnızca EKG’ye bakılarak karar verilmez.
Ritim bozukluğunun süresi, önceki kardiyoversiyonlar, kullanılan ilaçlar, sol kulakçığın büyüklüğü ve kalbin pompalama gücü birlikte değerlendirilmelidir.
Uygun hastada, doğru zamanda ve kişiye özel planlanan ablasyon; çarpıntıyı, nefes darlığını ve atriyal fibrilasyon ataklarını azaltarak yaşam kalitesini artırabilir.
Sonuç
Persistan atriyal fibrilasyonda ablasyon, uygun hastalarda normal ritmi korumak ve şikâyetleri azaltmak amacıyla uygulanabilir.
Başarı yalnızca kullanılan cihaza bağlı değildir. Hastalığın süresi, kalbin yapısı, kilo, tansiyon, uyku apnesi ve diğer hastalıklar da sonucu etkiler.
Bu nedenle tedavi kararı ayrıntılı bir değerlendirmeden sonra hasta ve kardiyak elektrofizyoloji uzmanı tarafından birlikte verilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Muayene, tanı veya kişiye özel tedavi önerisinin yerine geçmez.


